Hayatımıza Yön Veren Teknoloji: Radyo | Radyo TNT

Radyo TNT

Son Yazılar

Hayatımıza Yön Veren Teknoloji: Radyo

Hayal meyal hatırlıyorum, çocukluğumda büyüdüğüm yerleri. Mükemmeldi sanki her şey yurdumda. Zevklerim ulaşılmaz değildi. Sevdam bana göre kocaman, çok kocamandı. Özlemlerim yok gibiydi. Dünyam küçücüktü, kendim gibi. Ama çok mutluydum. Oyuncağım vardı, komşu teyzemin aldığı naylondan bir kedi. Gözleri masmaviydi. Dünyalar benim oldu. Annemin aklına gelmemiş, babam düşünememişti ama komşumuz Huriye teyzem bana bir naylon kedi almıştı. Ne güzeldi, çocuk yüreğim bayram ediyordu. Naylondan birde topumuz vardı. Onu kim aldı bilemiyorum ama abimler ile birlikte oynardık. O benim değildi. Bana da oynatıyorlardı.

Fazla beceremediğim için kaleci oluyordum çoğu zaman. Olsun oynatmaya bilirlerdi de. Seviyordum sokağımızı. Ben büyüyene kadar taş, ya da beton yapılmadığı için mutluydum. Top oynarken düşsek bile dizlerimiz parçalanmazdı. Her türlü oyunun çizgilerini üzerine çizebiliyorduk. Bilyelerimizi atarken sürtünmesini hesaplayamadığımızdan ya diğer bilyeye ulaşamaz ya da çok ileri giderdi. O oyunu da beceremezdim ama severdim. Hep yenilirdim. Annemin Düğme kutusundaki düğmeleri bilye oyunlarında kaybederdim. Büyüklüklerine göre bir sayısal değer biçerdik düğmelere. Ama ben hep kaybederdim. Annem bana kızardı düğmelerim eksiliyor diye. Sonraları kendisine lazım olmayanları verdi bende düğme kutusuna ilişmez oldum. Akşamlarımız çok güzel olurdu. O toprak yolun başında, akşamüzeri, babamın gelişini gördüğümde, koşardım karşılamaya.

Kaldırabildiği yaşa kadar evimize kucağında getirirdi beni babam. Kaldıramaz hale gelince, yanaklarımızdan öper, Bir elinin serçe parmağını ben, diğerinin serçe parmağını, abim tutar, gururla evimizin bahçe kapısına kadar yürürdük. Hemen bahçedeki tulumbadan elimizi ayağımızı yıkamak için su çeker temizlenir, ablamla ve annemin hazırladıkları yer sofrasına yerleşirdik. Benim sol kolumun dirseği, babamın dizine dayanırdı sofrada. Yorgun ve acıkmış olarak oturduğumuz sofrada babam ve annem yemeye başlamadan ve dua etmeden yemeğe başlayamazdık. Besmeleyle ve duayla başlanan yemek bereket okunarak bitirilirdi. Hepimizin sofra kaldırmada bir görevi vardı. Ben sini altı ve sofra bezini kaldırırdım. Sofra bezinin üzerindeki ekmek kırıntıları, bahçemizin kenarında tavuklarımızın ve serçelerin yiyebilecekleri kümese yakın bir yere silkelenirdi. Sabah kalktığımızda kahvaltı sofrasının bezini silkelemeye gittiğimde, akşam silkelediklerimden hiç bir şey kalmamış olurdu.

Onlar bizden evvel uyanırlar ve o kırıntıları yerlerdi. Babamın en önemli işi yemekten sonra başlayan akşam haberlerini dinlemekti. O nedenle onun deyimi ile ajans dinleyeceği zaman kaşık şıkırtısı dahi olmasın diye yemeğimizi haberlerden önce yemiş olurduk. Pür dikkat dinlerdi babam haberleri. Bazen üzülür bazen çok sevinirdi haberlerden sonra. Ben anlayamazdım neden sevinip üzüldüğünü ama haberlerden sonra üzülmese bari diye dua ederdim içimden. Sevinirse bizimle şakalaşır sever öperdi. Bizim sevincimiz ise haberlerin bitmesinden sonra başlayan radyo tiyatrosuydu.

Biz radyo tiyatrosunun içinde sanki yaşardık. Radyonun altına sıralanırdık hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan dinlemek için. Radyonun altına dedim, bizim boyumuzun yetişemeyeceği bir yere konurdu radyo. Özel rafı vardı duvarımızda. Bir rafın üstünde, bir de radyonun üstünde iki dantel ile süslenirdi. Gündüz annemin nezaretinde, gece babamın nezaretinde açılırdı. Biz onu çok severdik. Ben hala seviyorum radyoyu. Her zaman dinliyorum. Bu yazımı yazarken de açıktı. Çalışırken de açık oluyor. Benim yoldaşım, yol gösterenim, öğretmenimdir radyo. Hayatıma yön verenimdir, şekillendirenim, hayallerimi büyütenimdir radyo. Seviyorum seni ve çalışanlarını radyo.

Yazan: Mehmet Kızılaslan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

viewporntube indobokep classicrentcar borneowebhosting informasiku classicborneorentcar bokep indonesia